TBK 49. Madde- Haksız Fiillerden Doğan Sorumluluk
Bir kişinin hukuka aykırı ve kusurlu davranışı nedeniyle başka bir kişinin zarara uğraması hâlinde, ortaya çıkan zararın giderilmesi gerekir. Türk hukukunda bu sorumluluğun temel dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğudur.
Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre:
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”
Bu düzenleme uyarınca bir kimse, hukuka aykırı ve kusurlu davranışı sonucunda başka bir kişiye zarar verirse, meydana gelen zararı tazmin etmekle yükümlü olur. Haksız fiil sorumluluğunun doğabilmesi için kural olarak hukuka aykırı bir fiilin, zararın, kusurun ve fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Haksız Fiil Nedir?
Haksız fiil, bir kişinin hukuka aykırı ve kusurlu davranışıyla başka bir kişinin malvarlığına veya kişilik değerlerine zarar vermesidir.
Haksız fiil sorumluluğunun doğması için taraflar arasında önceden kurulmuş bir sözleşme ilişkisinin bulunması zorunlu değildir. Örneğin bir kişinin başkasının malına zarar vermesi, fiziksel saldırıda bulunması, kişilik haklarını ihlal etmesi veya kusurlu bir davranışıyla maddi kayba neden olması, olayın özelliklerine göre haksız fiil sorumluluğunu gündeme getirebilir.
Haksız fiil hükümlerinin amacı, zarar gören kişinin hukuka aykırı davranış gerçekleşmeden önceki malvarlığı durumuna mümkün olduğu ölçüde yeniden kavuşturulması ve hukuken korunması gereken değerlerin ihlal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan zararların giderilmesidir.
Haksız Fiil Sorumluluğunun Şartları Nelerdir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi kapsamında tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
1. Bir Fiilin Bulunması
Öncelikle zarara neden olan bir insan davranışının bulunması gerekir. Bu davranış aktif bir hareket şeklinde gerçekleşebileceği gibi, kişinin hukuken yapmakla yükümlü olduğu bir davranışı gerçekleştirmemesi şeklinde de ortaya çıkabilir.
Örneğin bir kişinin başkasına ait eşyaya doğrudan zarar vermesi aktif bir davranışken, gerekli güvenlik önlemlerini almakla yükümlü olan kişinin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi bazı durumlarda ihmali davranış nedeniyle sorumluluğa yol açabilir.
2. Fiilin Hukuka Aykırı Olması
Haksız fiil sorumluluğunun temel şartlarından biri, gerçekleştirilen davranışın hukuka aykırı olmasıdır.
Bir kişinin beden bütünlüğüne, malvarlığına, şeref ve itibarına, özel hayatına veya diğer hukuken korunan değerlerine yönelik hukuka aykırı müdahaleler tazminat sorumluluğuna neden olabilir.
Ancak her zarar verici davranış mutlaka hukuka aykırı değildir. Kanunun verdiği bir yetkinin kullanılması, haklı savunma, zorunluluk hâli veya zarar görenin hukuken geçerli rızası gibi durumlar somut olayın özelliklerine göre hukuka aykırılığı ortadan kaldırabilir.
Bu nedenle yalnızca bir zararın meydana gelmiş olması, tek başına tazminat sorumluluğunun kabulü için yeterli değildir. Zararın hangi davranış sonucunda ve hangi hukuki koşullar altında meydana geldiğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
3. Zararın Meydana Gelmesi
Haksız fiil nedeniyle tazminat talep edilebilmesi için bir zararın doğmuş olması gerekir.
Zarar, maddi veya manevi nitelikte olabilir.
Maddi zarar; kişinin malvarlığında meydana gelen azalma veya malvarlığının artmasının engellenmesi şeklinde ortaya çıkabilir. Bir eşyanın zarar görmesi, tedavi giderlerinin ortaya çıkması, çalışma gücünün kaybedilmesi veya kazanç kaybına uğranılması maddi zarara örnek olarak gösterilebilir.
Manevi zarar ise kişinin beden bütünlüğünün veya kişilik haklarının ihlal edilmesi nedeniyle yaşadığı elem, üzüntü ve manevi sarsıntıyla bağlantılı olarak gündeme gelebilir. Ancak manevi tazminatın şartları ve miktarı her olayın kendi özelliklerine göre değerlendirilir.
4. Kusurun Bulunması
TBK m.49 kapsamında genel haksız fiil sorumluluğu kusur esasına dayanır.
Kusur, kast veya ihmal şeklinde ortaya çıkabilir. Kişinin zarar verici sonucu bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi kastı; gerekli dikkat ve özeni göstermemesi ise ihmali gündeme getirir.
Bir davranışın kusurlu olup olmadığı belirlenirken olayın özellikleri, tarafların durumu, kişinin yükümlülükleri ve göstermesi gereken dikkat ve özen birlikte değerlendirilir.
Bununla birlikte Türk Borçlar Kanunu’nda kusur aranmaksızın sorumluluk doğuran özel hâller de bulunmaktadır. Bu nedenle her tazminat uyuşmazlığının yalnızca TBK m.49 kapsamında değerlendirilmesi doğru değildir. Somut olayda kusursuz sorumluluk hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının da ayrıca incelenmesi gerekir.
5. Fiil ile Zarar Arasında İlliyet Bağının Bulunması
Tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için hukuka aykırı fiil ile meydana gelen zarar arasında uygun bir neden-sonuç ilişkisinin bulunması gerekir.
Başka bir ifadeyle talep edilen zararın, davalıya isnat edilen davranışın sonucu olması gerekir. Fiil ile zarar arasındaki nedensellik bağının kesildiği durumlarda haksız fiil sorumluluğu doğmayabilir.
Somut olayın özelliklerine göre mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru illiyet bağının kesilip kesilmediği yönünden değerlendirmeye konu olabilir.
Ahlaka Aykırı Fiille Kasten Zarar Verme
Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinin ikinci fıkrası özel bir sorumluluk hâli düzenlemektedir.
Buna göre zarar verici davranışı açıkça yasaklayan özel bir hukuk kuralı bulunmasa dahi, bir kişinin ahlaka aykırı bir davranışla başkasına kasten zarar vermesi hâlinde tazminat sorumluluğu doğabilir.
Bu düzenlemenin uygulanabilmesi için yalnızca davranışın ahlaka aykırı olması yeterli değildir. Zarar verme kastının da bulunması gerekir. Dolayısıyla TBK m.49/2 hükmü uygulanırken davranışın niteliği, failin amacı ve zarar verme iradesi somut olayın koşulları içerisinde değerlendirilmelidir.
Haksız Fiil Nedeniyle Hangi Zararlar Talep Edilebilir?
Haksız fiil sonucunda talep edilebilecek tazminatın kapsamı olayın niteliğine göre değişir.
Somut olayın özelliklerine göre;
- meydana gelen doğrudan maddi zararlar,
- onarım veya eski hâle getirme giderleri,
- tedavi giderleri,
- çalışma gücü kaybından doğan zararlar,
- kazanç kaybı,
- destekten yoksun kalma nedeniyle doğan zararlar,
- şartlarının bulunması hâlinde manevi tazminat
talep edilebilir.
Ancak tazminat davasında zarar kalemlerinin doğru şekilde belirlenmesi önemlidir. Zararın varlığı kadar miktarı ve zarar ile hukuka aykırı fiil arasındaki bağlantının ortaya konulması da uyuşmazlığın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Haksız Fiil Davalarında İspat
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında ispat konusu büyük önem taşır.
Zarar gören tarafın, kural olarak zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmesi gerekir. Bunun yanında fiilin gerçekleşme biçimi ve fiil ile zarar arasındaki bağlantı da delillerle ortaya konulmalıdır.
Somut olayın niteliğine göre;
tanık anlatımları, kamera kayıtları, mesajlaşmalar, fotoğraf ve video kayıtları, sağlık raporları, bilirkişi incelemeleri, banka kayıtları, fatura ve ödeme belgeleri ile diğer hukuka uygun deliller kullanılabilir.
Her haksız fiil uyuşmazlığında kullanılacak deliller farklıdır. Bu nedenle dava açılmadan önce zararın ve olayın ispatına yarayacak delillerin belirlenmesi önem taşır.
Ceza Davası ile Tazminat Davası Arasındaki İlişki
Bazı haksız fiiller aynı zamanda suç teşkil edebilir. Örneğin kasten yaralama, mala zarar verme veya belirli kişilik hakkı ihlalleri hem ceza soruşturmasına hem de özel hukuk kapsamında tazminat taleplerine konu olabilir.
Ancak ceza yargılaması ile hukuk yargılamasının amaçları ve değerlendirme ölçütleri aynı değildir. Bir olay hakkında ceza soruşturması veya ceza davası bulunması, tazminat taleplerinin ayrıca değerlendirilmesine engel değildir.
Bununla birlikte ceza dosyasında toplanan deliller, bilirkişi raporları, tanık anlatımları ve diğer maddi olgular hukuk davası bakımından önem taşıyabilir. Bu nedenle aynı olaydan kaynaklanan ceza ve hukuk süreçlerinin birbiriyle bağlantılı biçimde takip edilmesi gerekebilir.
Sonuç
Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi, haksız fiilden doğan tazminat sorumluluğunun temel hükmüdür. Kusurlu ve hukuka aykırı davranışıyla başka bir kişiye zarar veren kimse, meydana gelen zararı gidermekle yükümlüdür.
Bununla birlikte her zarar, kendiliğinden tazminat hakkı doğurmaz. Fiilin hukuka aykırılığı, zarar, kusur ve illiyet bağı somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Ayrıca olayın niteliğine göre maddi tazminat, manevi tazminat veya özel sorumluluk hükümleri gündeme gelebilir.
Haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayın gerçekleşme şekli, mevcut deliller, zararın niteliği ve uygulanacak hukuki hükümler birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle tazminat kalemlerinin belirlenmesi ve delillerin zamanında toplanması, hak kaybının önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.