Av. Yunus Emre ÖZTÜRK

TBK 46. ve 47. Maddeler- Yetkisiz Temsil

Yetkisiz Temsil Nedir? Yetkisiz Temsilcinin Yaptığı İşlemin Hukuki Sonuçları

Günlük hayatta ve ticari ilişkilerde bir kişinin başka bir kişi adına sözleşme imzalaması, mal alıp satması, borç altına girmesi veya farklı bir hukuki işlem yapması sık karşılaşılan bir durumdur. Ancak bir başkası adına hukuki işlem yapılabilmesi için kural olarak geçerli bir temsil yetkisinin bulunması gerekir.

Bir kişinin temsil yetkisi bulunmadığı hâlde başka bir kişi adına hukuki işlem yapması veya kendisine verilen temsil yetkisinin sınırlarını aşması, yetkisiz temsil olarak adlandırılır.

Yetkisiz temsilin hukuki sonuçları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 46 ve 47. maddelerinde düzenlenmiştir.

Yetkisiz Temsil Nedir?

Yetkisiz temsil; bir kişinin, temsil yetkisi bulunmadığı hâlde başka bir kişi adına ve hesabına hukuki işlem yapmasıdır.

Yetkisiz temsil yalnızca kişinin hiçbir zaman temsil yetkisine sahip olmadığı durumlarda ortaya çıkmaz. Temsil yetkisinin sınırlarının aşılması hâlinde de yetkisiz temsil gündeme gelebilir.

Örneğin, yalnızca bir taşınmazın kiraya verilmesi konusunda yetkilendirilen kişinin taşınmazı satmaya yönelik işlem yapması veya belirli bir bedelin altında satış yapmama talimatı verilen temsilcinin yetkisinin sınırlarını aşması hâlinde, somut olayın özelliklerine göre yetkisiz temsil hükümleri uygulanabilir.

Burada önemli olan, işlemi yapan kişinin başka bir kişi adına hareket etmesi, ancak bu işlem bakımından gerekli temsil yetkisine sahip olmamasıdır.

Yetkisiz Temsilcinin Yaptığı İşlem Geçerli midir?

Yetkisiz temsilcinin yaptığı hukuki işlem, doğrudan doğruya temsil olunan kişiyi bağlamaz.

Türk Borçlar Kanunu’nun 46. maddesine göre, yetkisiz temsilcinin yaptığı işlem ancak temsil olunan tarafından onanması hâlinde temsil olunanı bağlar.

Bu nedenle yetkisiz temsil hâlinde yapılan işlem, öğretide genel olarak askıda hükümsüzlük kapsamında değerlendirilmektedir. İşlemin temsil olunan bakımından sonuç doğurup doğurmayacağı, onun vereceği karara bağlıdır.

Temsil olunan kişi işlemi onarsa işlem kendisini bağlar. İşlemi onamazsa, işlem temsil olunan bakımından bağlayıcı hâle gelmez.

Onama Nedir?

Onama, temsil olunan kişinin yetkisiz temsilci tarafından kendi adına yapılan hukuki işleme sonradan rıza göstermesidir.

Onama açık bir beyanla gerçekleştirilebileceği gibi, somut olayın özelliklerine göre kişinin davranışlarından da anlaşılabilir.

Örneğin, adına yetkisiz şekilde yapılan bir sözleşmenin varlığını öğrenen kişinin sözleşmeden doğan hakları kullanmaya başlaması, edimleri kabul etmesi veya işlemi benimsediğini açıkça gösteren davranışlarda bulunması, şartları varsa örtülü onama olarak değerlendirilebilir.

Ancak her sessizlik veya hareketsizlik tek başına onama anlamına gelmez. Örtülü onamanın bulunup bulunmadığı, tarafların davranışları ve somut olayın bütün koşulları birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Karşı Taraf Belirsizliği Nasıl Sona Erdilebilir?

Yetkisiz temsilcinin işlem yaptığı karşı taraf, temsil olunan kişinin işlemi onayıp onamayacağını süresiz olarak beklemek zorunda değildir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 46. maddesi, karşı tarafa temsil olunandan uygun bir süre içinde işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteme hakkı tanımaktadır.

Temsil olunan kişi kendisine verilen uygun süre içerisinde işlemi onamazsa, karşı taraf işlemle bağlı olmaktan kurtulur.

Bu düzenleme, yetkisiz temsil nedeniyle ortaya çıkan belirsizliğin uzun süre devam etmesini önlemeyi amaçlamaktadır.

Temsil Olunan İşlemi Onamazsa Ne Olur?

Temsil olunan kişinin işlemi açık veya örtülü olarak onamaması hâlinde, Türk Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi gündeme gelir.

Bu durumda işlemin geçersiz kalması nedeniyle zarara uğrayan karşı taraf, şartları mevcutsa zararının giderilmesini yetkisiz temsilciden talep edebilir.

Buradaki temel düşünce şudur: Bir kişi, sahip olmadığı bir temsil yetkisine dayanarak başkası adına işlem yapmış ve karşı tarafta işlemin geçerli olduğu yönünde bir güven oluşturmuşsa, işlemin geçersiz kalmasından kaynaklanan zararlardan sorumlu tutulabilir.

Ancak bu sorumluluk mutlak değildir.

Karşı Taraf Yetkisizliği Biliyorsa Tazminat İsteyebilir mi?

Türk Borçlar Kanunu’nun 47. maddesine göre yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın temsil yetkisinin bulunmadığını bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden işlemin geçersizliğinden doğan zararın giderilmesi istenemez.

Dolayısıyla hukuk düzeni, temsil yetkisinin bulunmadığını bilen veya somut olayın koşullarına göre bilmesi gereken kişiyi aynı ölçüde korumamaktadır.

Örneğin, bir kişinin işlem yapmaya açıkça yetkili olmadığını bilen tarafın, daha sonra işlemin geçersiz kalması nedeniyle yetkisiz temsilciden tazminat talep etmesi mümkün olmayabilir.

Bu noktada karşı tarafın iyiniyetli olup olmadığı, temsil belgesinin kapsamı, taraflar arasındaki önceki ilişkiler ve işlemin niteliği önem taşır.

Yetkisiz Temsilciden Hangi Zararlar Talep Edilebilir?

Türk Borçlar Kanunu’nun 47. maddesinde öncelikle hukuki işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi düzenlenmiştir.

Bu zarar, genel olarak kişinin işlemin geçerli olduğuna güvenmesi nedeniyle uğradığı zararları kapsar. Örneğin işlem nedeniyle yapılan bazı masraflar veya başka bir sözleşme yapma fırsatının kaçırılmasından doğan zararlar, somut olayın özelliklerine göre değerlendirme konusu olabilir.

Kanun ayrıca, hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesinin de istenebileceğini düzenlemiştir.

Bu nedenle yetkisiz temsilcinin sorumluluğunun kapsamı her olayda aynı değildir. Zararın niteliği, temsilcinin kusuru, karşı tarafın bilgisi ve olayın diğer özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.

Sebepsiz Zenginleşme Hükümleri Uygulanabilir mi?

Türk Borçlar Kanunu’nun 47. maddesinde, sebepsiz zenginleşmeden doğan hakların saklı olduğu açıkça belirtilmiştir.

Bu nedenle geçersiz kalan işlem kapsamında bir tarafın malvarlığından diğer tarafa geçerli bir hukuki sebep olmaksızın değer aktarılmışsa, şartları mevcut olduğu ölçüde sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak iade talebinde bulunulabilir.

Örneğin yetkisiz temsil yoluyla yapılan ve sonradan onanmayan bir işlem kapsamında ödeme yapılmış olması hâlinde, ödemenin iadesi bakımından sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir.

Yetkisiz Temsile Örnekler

Yetkisiz temsil uygulamada farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bunlardan bazıları şunlardır:

Bir kişinin herhangi bir vekâleti bulunmaksızın başka bir kişi adına sözleşme imzalaması, vekâletnamenin kapsamını aşarak işlem yapılması, şirket adına işlem yapmaya yetkili olmayan bir kişinin şirketi temsilen sözleşme imzalaması veya sona ermiş bir temsil ilişkisine dayanılarak işlem yapılması durumlarında yetkisiz temsil tartışması gündeme gelebilir.

Ancak şirket organları, ticari temsilciler ve benzeri özel temsil ilişkilerinde özel kanun hükümleri bulunabileceğinden, her olay yalnızca Türk Borçlar Kanunu’nun 46 ve 47. maddeleri kapsamında değerlendirilmemelidir.

Yetkisiz Temsil Durumunda Ne Yapılmalıdır?

Bir hukuki işlemin yetkisiz temsilci tarafından yapıldığının anlaşılması hâlinde öncelikle temsil yetkisinin gerçekten bulunup bulunmadığı ve varsa yetkinin kapsamı belirlenmelidir.

Temsil olunan kişi bakımından işlemin açık veya örtülü şekilde onanıp onanmadığı, karşı taraf bakımından ise temsil yetkisinin bulunmadığının bilinip bilinmediği değerlendirilmelidir.

Özellikle yüksek bedelli satış sözleşmeleri, taşınmaz işlemleri, ticari sözleşmeler ve şirketler adına yapılan işlemlerde temsil yetkisinin kapsamının işlemden önce kontrol edilmesi önem taşımaktadır.

Sonuç

Yetkisiz temsil hâlinde yapılan hukuki işlem, temsil olunan kişiyi kendiliğinden bağlamaz. İşlemin temsil olunan bakımından hüküm doğurması, kural olarak onun onamasına bağlıdır.

Temsil olunan işlemi onamazsa, işlemin geçersiz kalması nedeniyle zarar gören karşı taraf, kanundaki şartların bulunması hâlinde yetkisiz temsilciden tazminat talep edebilir. Bununla birlikte karşı tarafın temsil yetkisinin bulunmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâllerde, yetkisiz temsilcinin sorumluluğu doğmayabilir.

Yetkisiz temsil uyuşmazlıklarında temsil yetkisinin kapsamı, onama davranışları, tarafların iyiniyeti ve meydana gelen zararın niteliği somut olay özelinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle özellikle önemli ekonomik sonuçlar doğuran işlemlerde hukuki işlem yapılmadan önce temsil yetkisinin kapsamının incelenmesi, uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Uyarı
Web sitemizdeki tüm makaleler ve içeriklerin telif hakkı Av. Yunus Emre ÖZTÜRK'e aittir. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka mecralarda yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.
Sitemizde yer alan içerikler ile ilgili sorumluluk kabul etmemekle birlikte, makalede yer alan bilgiler ile ilgili mevzuatın ve uygulamanın değişme ihtimaline binaen konuyla ilgili tarafımızla iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir