Av. Yunus Emre ÖZTÜRK

TBK 52. Madde- Haksız Fiilden Doğan Borcun İndirilmesi

Haksız fiil nedeniyle bir zararın meydana gelmesi, her durumda zararın tamamının karşı taraftan tahsil edilebileceği anlamına gelmez. Zarar gören kişinin zararın meydana gelmesindeki davranışları da tazminatın kapsamının belirlenmesinde önem taşır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi, zarar görenin zarara razı olması, zararın doğmasına veya artmasına katkıda bulunması ya da tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırması hâllerinde hâkime tazminatı indirme veya tamamen kaldırma yetkisi vermektedir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 52. Maddesi Neyi Düzenlemektedir?

Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesine göre:

“Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.”

Bu düzenleme, tazminat hukukunun temel ilkelerinden biri olan hakkaniyet düşüncesine dayanmaktadır. Zarar gören kişinin kendi davranışlarıyla zararın meydana gelmesine veya büyümesine katkıda bulunduğu durumlarda, bütün zararın tazminat yükümlüsüne yükletilmesi adil olmayabilir.

Zarar Görenin Zarara Razı Olması

Zarar gören kişinin zararı doğuran fiile geçerli şekilde rıza göstermesi, tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınabilir. Ancak her rıza hukuken geçerli değildir.

Rızanın hukuki sonuç doğurabilmesi için kişinin rıza gösterdiği fiilin niteliğini ve muhtemel sonuçlarını değerlendirebilecek durumda olması gerekir. Ayrıca rıza; emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, kişilik haklarına ve ahlaka aykırı bir sonucu hukuka uygun hâle getirmez.

Bu nedenle somut olayda yalnızca zarar görenin belirli bir davranışı kabul edip etmediğine değil, verilen rızanın kapsamına ve hukuken geçerli olup olmadığına da bakılmalıdır.

Birlikte Kusur Nedir?

Uygulamada TBK m. 52 bakımından en sık karşılaşılan durumlardan biri zarar görenin birlikte kusurudur. Birlikte kusur, zarar gören kişinin kendi davranışıyla zararın doğmasına veya mevcut zararın artmasına katkıda bulunmasıdır.

Örneğin trafik kazasında gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması, tehlikeli olduğu bilinen bir davranışın sürdürülmesi veya meydana gelen zararın büyümemesi için alınabilecek makul önlemlerin alınmaması somut olayın özelliklerine göre birlikte kusur kapsamında değerlendirilebilir.

Burada önemli olan, zarar görenin davranışı ile zararın doğması veya artması arasında uygun bir bağlantının bulunmasıdır. Zararla ilgisi bulunmayan davranışlar yalnızca zarar görene kusur yüklemek amacıyla tazminattan indirim sebebi yapılamaz.

Zararın Artmasına Sebep Olma

Zarar gören kişinin sorumluluğu yalnızca zararın ilk kez meydana gelmesine katkıda bulunmasıyla sınırlı değildir. Zarar meydana geldikten sonra zararın büyümesini önlemek için makul tedbirlerin alınmaması da tazminat miktarının belirlenmesinde etkili olabilir.

Zarar gören kişiden her türlü fedakârlığı yapması beklenemez. Ancak somut olayın şartlarına göre kendisinden beklenebilecek makul ve olağan önlemleri almayan kişinin, önlenebilir nitelikteki zarar artışının tamamını karşı tarafa yüklemesi mümkün olmayabilir.

Bu husus özellikle maddi zarar, araç hasarı, iş kazası, bedensel zarar ve malvarlığı zararlarından kaynaklanan tazminat uyuşmazlıklarında önem taşımaktadır.

Tazminat Yükümlüsünün Durumunu Ağırlaştırmak

TBK m. 52’de düzenlenen bir diğer hâl, zarar görenin tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmasıdır.

Zarar gören kişinin davranışları nedeniyle zararın gereksiz şekilde büyümesi, giderlerin makul olmayan ölçüde artması veya tazminat yükümlüsünün zararı azaltma imkânının ortadan kaldırılması hâlinde mahkeme bu durumu tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alabilir.

Her olay kendi şartları içinde değerlendirilir. Zarar görenin davranışının tazminat yükümlüsünün durumunu gerçekten ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı ve bu davranış ile artan zarar arasında bağlantı bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Hâkim Tazminatı Ne Oranda İndirebilir?

Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi, tazminatın hangi oranda indirileceğine ilişkin sabit bir oran öngörmemektedir.

Hâkim; tarafların kusur durumunu, olayın meydana geliş biçimini, zarar görenin davranışının zararın doğmasına veya artmasına etkisini ve somut olayın diğer özelliklerini birlikte değerlendirir.

Bu değerlendirme sonucunda tazminatta belirli bir oranda indirim yapılabileceği gibi, zarar görenin davranışının niteliğine göre tazminat tamamen de kaldırılabilir. Bununla birlikte tazminatın tamamen kaldırılması, somut olayın özellikleri çerçevesinde dikkatle değerlendirilmesi gereken istisnai bir sonuçtur.

Birlikte Kusur Tazminat Davasını Nasıl Etkiler?

Bir tazminat davasında yalnızca zarar veren kişinin kusuru değerlendirilmez. Zarar görenin davranışları da uyuşmazlığın sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Bu nedenle mahkeme tarafından;

  • zarar görenin olay öncesindeki davranışları,
  • zararın meydana gelmesine katkısı,
  • zararın artmasını önlemek için gerekli tedbirleri alıp almadığı,
  • zarar ile zarar görenin davranışı arasındaki bağlantı,
  • tarafların kusur oranları

birlikte değerlendirilir.

Özellikle bilirkişi incelemesi yapılan tazminat davalarında, zarar miktarının hesaplanması ile hükmedilecek tazminat miktarı birbirinden farklı olabilir. Hesaplanan zarar üzerinden zarar görenin birlikte kusuru nedeniyle indirim yapılması mümkündür.

Sonuç

Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi, tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde zarar gören kişinin davranışlarının da dikkate alınmasını öngörmektedir. Zarar görenin zararı doğuran fiile razı olması, zararın meydana gelmesine veya artmasına katkıda bulunması ya da tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırması hâlinde mahkeme tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Bu nedenle tazminat davalarında yalnızca zararın meydana gelip gelmediğinin ve zarar veren kişinin kusurunun incelenmesi yeterli değildir. Zarar görenin olayın meydana gelişindeki davranışları ve zararın artmasına etkisi de somut olayın bütün özellikleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Her tazminat uyuşmazlığı kendine özgü olay ve delillere dayandığından, TBK m. 52 kapsamında yapılacak değerlendirmenin dosyanın özelliklerine göre gerçekleştirilmesi gerekir.

Uyarı
Web sitemizdeki tüm makaleler ve içeriklerin telif hakkı Av. Yunus Emre ÖZTÜRK'e aittir. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka mecralarda yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.
Sitemizde yer alan içerikler ile ilgili sorumluluk kabul etmemekle birlikte, makalede yer alan bilgiler ile ilgili mevzuatın ve uygulamanın değişme ihtimaline binaen konuyla ilgili tarafımızla iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir