TMK 715. Madde- Sahipsiz Yerler ve Yararı Kamuya Ait Mallar
“Madde 715- Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz.
Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun hükümlerine tâbidir.”
Giriş
Mülkiyet hakkı, bireylerin malvarlıkları üzerinde tasarruf ve kontrol hakkını güvence altına alan temel bir haktır. Ancak bu hak, toplum yararı ve kamu düzeni gerekçesiyle belirli sınırlandırmalara tabidir. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 715. maddesi, sahipsiz yerler ve kamu yararına tahsis edilmiş mallar üzerindeki mülkiyet ilişkisini düzenlemektedir. Bu madde; devletin hüküm ve tasarruf yetkisini, özel mülkiyete konu olamayacak yerlerin kapsamını ve bu malların yönetimine dair usulü hüküm altına alır.
Bu makalede, TMK m. 715 hükmü tarihsel bağlamı, doktrindeki yeri, kamu hukuku ile ilişkisi ve uygulamada karşılaşılan sorunlar çerçevesinde incelenecektir.
I. Madde Metni ve Genel Açıklama
TMK m. 715:
“Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.”
“Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz.”
“Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun hükümlerine tâbidir.”
Bu hüküm üç temel kavrama dayanmaktadır:
- Sahipsiz yerler
- Yararı kamuya ait mallar
- Devletin hüküm ve tasarrufu
II. Sahipsiz Yerler (Res Nullius) Kavramı
A. Tanım
Sahipsiz yerler, üzerinde özel veya tüzel bir mülkiyet hakkı bulunmayan, devletin doğrudan sahiplik veya kullanım hakkı iddia etmediği doğal alanlardır. Bunlar çoğunlukla:
- Tarıma elverişli olmayan,
- Ekonomik değeri düşük,
- Zor erişilebilir
alanlardır.
B. Türk Hukukunda Konumu
Sahipsiz yerler, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu durum, devletin bu mallar üzerinde malik sıfatıyla değil, yönetici sıfatıyla hareket ettiğini gösterir. Yani bu yerler, devletin özel mülkü sayılmaz; kamu hukukuna tabi, özel mülkiyete kapalı alanlardır.
III. Kamu Yararı ile Tahsis Edilmiş Mallar
A. Yararı Kamuya Ait Mallar
Madde metninde sayma yöntemiyle verilen örnekler – sular, kayalar, tepeler, dağlar, buzullar ve kaynaklar – genellikle kamu yararı gereği özel mülkiyetten korunmaktadır. Bunlar doğal yapısı gereği herkesin kullanımına açık olmalıdır.
B. Hukuki Niteliği
Bu tür mallar, devletin hüküm ve tasarrufu altında olmakla birlikte “kamu malları” kategorisine girer. Anayasa’nın 43 ve 168. maddeleriyle de bağlantılıdır. Kamu malları üzerinde tasarruf hakkı yalnızca kamu hukuku çerçevesinde, kamu yararı gözetilerek kullanılabilir.
IV. Devletin Hüküm ve Tasarruf Yetkisi
A. Hüküm Yetkisi
Devletin hüküm yetkisi, sahipsiz veya kamuya yararlı malların varlığını tanıma ve bu malların kamu düzeni doğrultusunda değerlendirilmesini içerir.
B. Tasarruf Yetkisi
Tasarruf yetkisi, bu tür malların kullanımı, devri, tahsisi ve yönetimi gibi işlemleri ifade eder. Ancak bu yetki, mülkiyet hakkı gibi sınırsız değildir. Devlet, bu yetkisini özel kanun hükümleri çerçevesinde kullanır.
V. Özel Mülkiyete Konu Olamayacak Yerler
A. İspat Külfeti
Madde metni açık bir karine ortaya koyar: Yararı kamuya ait olan yerler aksi ispatlanmadıkça kimsenin mülkiyetinde değildir. Dolayısıyla özel mülkiyeti iddia edenin, geçerli bir tapu kaydı veya kazanım belgesi ibraz etmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkı İstisnası
Bu yerlerin özel mülkiyete konu olamaması, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkına bir sınırlama teşkil eder. Ancak bu sınırlama Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca “ölçülülük” ilkesine uygun olup, kamu yararına dayandığı için meşrudur.
VI. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Yargı Kararları
A. Tapusuz Kullanım İddiaları
Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık, özellikle dağlık bölgelerde yıllarca kullanılan araziler üzerindeki fiili hâkimiyetin özel mülkiyete dayanak yapılmasıdır. Ancak Yargıtay içtihatları bu alanların tapusuz işgalinin mülkiyet hakkı doğurmayacağını sürekli vurgulamaktadır.
B. Kaynak Suları ve Ticari Kullanım
Kaynak sularının şişelenerek ticari amaçla kullanılması konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izni gerekmekte olup, kaynak yeri mülkiyet konusu olmasa da kullanım hakkı kiralama veya tahsis yoluyla düzenlenebilir.
VII. İlgili Mevzuat ve Yönlendiren Hükümler
- Anayasa m. 43, 46, 168: Kamu malları, doğal zenginlikler ve mülkiyet hakkı.
- İmar Kanunu
- Mera Kanunu
- Orman Kanunu
- Kıyı Kanunu
- Su Ürünleri Kanunu
VIII. Değerlendirme ve Sonuç
Türk Medeni Kanunu m. 715, hem özel mülkiyetin sınırlarını çizer hem de devletin kamu yararı gereği yönetsel otoritesini güçlendirir. Bu hüküm, doğaya ait bazı varlıkların meta haline gelmesini engelleyerek toplumun ortak menfaatini korumayı amaçlamaktadır.
Mülkiyet hakkının mutlak olmadığı gerçeği, bu maddeyle bir kez daha vurgulanmaktadır. Uygulamada karşılaşılan hukuki uyuşmazlıklarda, söz konusu yerin tapu kaydı bulunup bulunmadığı, kullanım amacının kamu yararına mı özel yarara mı hizmet ettiği, ilgili özel kanunlara uygunluk gösterip göstermediği dikkatle analiz edilmelidir.
Sonuç Cümlesi
Hukuki konuların karmaşıklığı ve yapılacak hataların geri dönülemez sonuçlar doğurabileceği göz önünde bulundurularak, bu tür mülkiyet ihtilaflarında alanında uzman bir hukukçudan profesyonel destek alınması önem arz etmektedir.