TBK 28. Madde- Sözleşmelerde Aşırı Yararlanma
“MADDE 28– Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.”
I. GİRİŞ
Sözleşme özgürlüğü, modern özel hukukun temel taşlarından biridir. Nitekim TBK m. 26 uyarınca taraflar sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleyebilirler. Ancak bu özgürlük mutlak değildir. Kanun koyucu, özellikle taraflar arasındaki güç dengesizliğinin kötüye kullanıldığı durumlarda müdahale etmektedir. İşte bu müdahalenin en somut görünümlerinden biri aşırı yararlanma (gabin) kurumudur.
TBK m. 28, taraflar arasındaki edimler arasında açık bir oransızlık bulunması ve bu oransızlığın belirli zayıflık hallerinden yararlanılarak oluşturulması durumunda, sözleşmenin korunmayacağını düzenlemektedir.
II. AŞIRI YARARLANMANIN TANIMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
Aşırı yararlanma; bir sözleşmede taraflardan birinin, diğer tarafın zayıf durumundan faydalanarak açık şekilde dengesiz bir edim karşılığı elde etmesi olarak tanımlanabilir.
Bu kurum:
- Sözleşme özgürlüğüne getirilen bir sınırlamadır
- Ahlaka aykırılık ile kesin hükümsüzlük arasında bir ara kurumdur
- Zarar görene seçimlik haklar tanıyan özel bir hükümdür
Burada önemli olan nokta, sözleşmenin kendiliğinden hükümsüz olmamasıdır. İptal edilebilirlik söz konusudur.
III. AŞIRI YARARLANMANIN ŞARTLARI
TBK m. 28’in uygulanabilmesi için üç temel unsurun birlikte bulunması gerekir:
1. Edimler Arasında Açık Oransızlık
Sözleşmenin kurulduğu anda tarafların edimleri arasında bariz ve objektif bir dengesizlik bulunmalıdır.
- Basit bir dengesizlik yeterli değildir
- “Açık” ve “göze çarpan” bir fark aranır
- Değerlendirme sözleşmenin kurulduğu ana göre yapılır
Örnek: 1.000.000 TL değerindeki taşınmazın 200.000 TL’ye devri
2. Zayıf Tarafın Özel Durumu
Kanun üç tür zayıflık halini saymaktadır:
- Zor durumda kalma
- Düşüncesizlik
- Deneyimsizlik
Bu haller sınırlı sayıdadır ve genişletilemez.
a. Zor durumda kalma
Ekonomik veya sosyal baskı altında bulunan kişinin, normalde kabul etmeyeceği bir sözleşmeye razı olmasıdır.
b. Düşüncesizlik
Kişinin yeterli değerlendirme yapmadan hareket etmesi durumudur.
c. Deneyimsizlik
Özellikle ticari veya hukuki konularda bilgi eksikliğidir.
3. Yararlanma Kastı
Karşı tarafın, zayıf durumu bilerek ve isteyerek kullanmış olması gerekir.
- Salt oransızlık yeterli değildir
- Bu oransızlıktan bilinçli şekilde yararlanma aranır
Bu unsur, gabini diğer hükümsüzlük hallerinden ayıran en kritik noktadır.
IV. ZARAR GÖRENİN SEÇİMLİK HAKLARI
TBK m. 28, zarar görene iki alternatif hak tanımaktadır:
1. Sözleşme ile Bağlı Olmadığını Bildirme (İptal)
Zarar gören, sözleşmenin kendisini bağlamadığını ileri sürerek:
- Verdiği edimi geri isteyebilir
- Sözleşmeden tamamen kurtulabilir
Bu durumda geriye etkili hükümsüzlük söz konusu olur.
2. Oransızlığın Giderilmesini Talep Etme
Zarar gören isterse sözleşmeyi ayakta tutabilir ve:
- Edimler arasındaki dengesizliğin giderilmesini isteyebilir
Bu, uygulamada özellikle taşınmaz satışlarında sıkça tercih edilir.
V. HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER
Kanun koyucu, bu hakkın süresiz kullanılmasını engellemiştir:
- Zayıflık halinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl
- Her hâlükârda sözleşmenin kurulmasından itibaren 5 yıl
Bu süreler:
- Hak düşürücü niteliktedir
- Mahkemece re’sen dikkate alınır
- Kesilmez ve durmaz
VI. UYGULAMADA SIK KARŞILAŞILAN DURUMLAR
Aşırı yararlanma özellikle şu alanlarda karşımıza çıkar:
- Taşınmaz satış sözleşmeleri
- Yaşlı veya deneyimsiz kişilerin yaptığı işlemler
- Acil nakit ihtiyacı bulunan kişilerin yaptığı satışlar
- Ticari bilgi eksikliği olan kişilerin yaptığı sözleşmeler
VII. AŞIRI YARARLANMA İLE DİĞER KURUMLARIN KARŞILAŞTIRILMASI
1. Hata – Hile – İkrah
- Bu hallerde irade sakatlanmıştır
- Gabinde ise irade vardır fakat sömürülmüştür
2. Kesin Hükümsüzlük (TBK m. 27)
- TBK 27’de sözleşme baştan itibaren geçersizdir
- TBK 28’de ise iptal edilene kadar geçerlidir
3. Ahlaka Aykırılık
- Gabin bazen ahlaka aykırılıkla kesişir
- Ancak her gabin ahlaka aykırı değildir
VIII. İSPAT MESELESİ
Aşırı yararlanma iddiasında:
- Oransızlık genellikle bilirkişi ile tespit edilir
- Zayıf durum tanık ve somut olayla ispatlanır
- Yararlanma kastı dolaylı delillerle ortaya konur
Bu nedenle davalar teknik ve delil yoğun niteliktedir.
IX. SONUÇ
Aşırı yararlanma kurumu, sözleşme özgürlüğünün kötüye kullanılmasını önleyen önemli bir denge mekanizmasıdır. Hukuk düzeni, taraflar arasındaki açık dengesizliği ve bu dengesizliğin kötü niyetle oluşturulmasını korumaz. Ancak bu koruma sınırsız değildir; belirli şartların varlığı ve sürelerin gözetilmesi gerekir.
Ezcümle; aşırı yararlanma, özellikle taşınmaz devri, borç ilişkileri ve ekonomik sıkıntı dönemlerinde sıklıkla gündeme gelen, dikkatle değerlendirilmesi gereken bir kurumdur. Somut olayın özelliklerine göre doğru hukuki yolun belirlenmesi büyük önem taşır. Zira bu alanda yapılacak hatalar ciddi hak kayıplarına yol açabileceğinden, sürecin uzman bir hukukçu tarafından yürütülmesi sağlıklı olacaktır.