Av. Yunus Emre ÖZTÜRK

TBK 2. Madde- Sözleşmenin Kurulmasında İkinci Derecedeki Noktalar

MADDE 2- Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır.

İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar.

Sözleşmelerin şekline ilişkin hükümler saklıdır.”

TÜRK BORÇLAR KANUNU MADDE 2 KAPSAMINDA SÖZLEŞMENİN KURULMASI

Esaslı Noktalar, İkinci Derecedeki Hususlar ve Hakimin Müdahalesi

1. Genel Olarak TBK Madde 2’nin Amacı

Türk Borçlar Kanunu’nun 2. maddesi, sözleşmenin kurulup kurulmadığının tespitinde taraf iradelerinin hangi ölçüde uyuşmasının yeterli olduğu sorusuna cevap vermektedir. Günlük ve ticari hayatta taraflar çoğu zaman sözleşmenin tüm ayrıntılarını müzakere etmeden anlaşmaya varmakta, bazı hususları ileride belirlemek üzere açık bırakmaktadır. Kanun koyucu, bu durumu dikkate alarak sözleşmenin geçerliliğini aşırı şekilciliğe kurban etmemek amacıyla TBK m. 2 hükmünü düzenlemiştir.

Madde, bir yandan sözleşme serbestisi ve irade özerkliğini korurken, diğer yandan sözleşmenin kurulup kurulmadığına ilişkin tereddütleri gidermeyi amaçlamaktadır.


2. Esaslı Noktalarda Uyuşma Kavramı

TBK m. 2’ye göre, taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki hususlar kararlaştırılmamış olsa bile sözleşme kurulmuş sayılır.

Esaslı noktalar, sözleşmenin türünü ve içeriğini belirleyen, tarafların hangi borç ilişkisine girdiğini ortaya koyan temel unsurlardır. Bu noktalar, sözleşmenin niteliğine göre değişiklik gösterebilir.

Örneğin:

  • Bir satış sözleşmesinde satılan mal ve bedel,
  • Bir kira sözleşmesinde kiralanan şey ve kira bedeli,
  • Bir hizmet sözleşmesinde yapılacak iş ve ücret,

esaslı noktalar arasında yer alır. Bu hususlarda taraf iradelerinin örtüşmesi, sözleşmenin varlığı için yeterlidir.


3. İkinci Derecedeki Noktalar ve Önemi

İkinci derecedeki noktalar, sözleşmenin esaslı unsurlarını tamamlayan; ancak yoklukları hâlinde sözleşmenin niteliğini ortadan kaldırmayan hususlardır. Ödeme zamanı, ifa yeri, yan edimler, teminat şekilleri gibi düzenlemeler bu kapsama girebilir.

Kanun koyucu, tarafların bu hususları kararlaştırmamış olmalarını sözleşmenin kurulmasına engel saymamıştır. Zira uygulamada tarafların her ayrıntıyı önceden öngörmesi her zaman mümkün değildir.

Bu yaklaşım, özellikle ticari ilişkilerde sözleşme güvenliğini artıran ve hukuki belirliliği sağlayan önemli bir ilkedir.


4. İkinci Derecedeki Noktalarda Uyuşmazlık ve Hakimin Rolü

TBK m. 2’nin ikinci fıkrası, tarafların ikinci derecedeki noktalarda sonradan uyuşamaz hale gelmeleri ihtimalini düzenlemektedir. Bu durumda, sözleşmenin geçersiz olduğu sonucuna varılmamış; aksine, hakime uyuşmazlığı çözme yetkisi tanınmıştır.

Hakim, uyuşmazlığı çözerken:

  • İşin özelliğini,
  • Sözleşmenin amacını,
  • Tarafların menfaat dengesini,
  • Dürüstlük kuralını

göz önünde bulundurarak bir karar verir.

Bu düzenleme, sözleşmenin ayakta tutulmasını esas alan modern borçlar hukuku anlayışının bir yansımasıdır.


5. Şekil Şartına İlişkin Hükümlerin Saklı Tutulması

TBK m. 2’nin üçüncü fıkrasında, sözleşmelerin şekline ilişkin hükümler saklı tutulmuştur. Bu hüküm, madde metninin yanlış yorumlanmasını engelleyen önemli bir sınırlamadır.

Şayet kanun, belirli bir sözleşme türü için yazılı şekil, resmi şekil veya başka bir geçerlilik şartı öngörmüşse; tarafların esaslı noktalarda anlaşmış olmaları tek başına yeterli değildir. Şekil şartı yerine getirilmediği sürece sözleşme geçerli şekilde kurulmuş sayılmaz.

Dolayısıyla TBK m. 2, şekil şartlarını bertaraf eden değil; yalnızca irade uyuşmasının kapsamını belirleyen bir hükümdür.


6. Uygulamada TBK Madde 2’nin Önemi

Uygulamada TBK m. 2, özellikle:

  • Sözlü anlaşmalar,
  • Ön protokoller,
  • Çerçeve sözleşmeler,
  • Elektronik ortamda yapılan mutabakatlar

bakımından büyük önem taşımaktadır. Taraflar arasındaki yazışmalar, mesajlaşmalar veya davranışlar esaslı noktalarda irade uyuşmasını ortaya koyuyorsa, sözleşmenin kurulmadığı iddiası her somut olayda dikkatle değerlendirilmelidir.

Bu madde, “her ayrıntı yazılmadıysa sözleşme yoktur” şeklindeki hatalı yaklaşımların önüne geçmektedir.


7. Sonuç ve Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu Madde 2, sözleşmenin kurulmasında esaslı noktalarda uyuşmayı yeterli gören, sözleşmeyi ayakta tutmayı amaçlayan ve hakime tamamlayıcı rol yükleyen temel bir hükümdür. Bu düzenleme sayesinde, taraf iradeleri gereksiz şekilcilik nedeniyle geçersiz sayılmamakta; hukuki ilişkiler korunmaktadır.

Bununla birlikte, her somut olayın kendi özellikleri içinde değerlendirilmesi gerektiği, özellikle esaslı–ikinci derecedeki nokta ayrımının uygulamada ciddi sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, sözleşme ilişkilerinde yapılacak değerlendirmelerde uzman bir hukukçudan destek alınması, ileride telafisi güç hukuki sorunların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Uyarı
Web sitemizdeki tüm makaleler ve içeriklerin telif hakkı Av. Yunus Emre ÖZTÜRK'e aittir. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka mecralarda yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.
Sitemizde yer alan içerikler ile ilgili sorumluluk kabul etmemekle birlikte, makalede yer alan bilgiler ile ilgili mevzuatın ve uygulamanın değişme ihtimaline binaen konuyla ilgili tarafımızla iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir