Av. Yunus Emre ÖZTÜRK

TMK 23/2 Madde-Özgürlüklerden Vazgeçme

Kimse Özgürlüklerinden Vazgeçemez veya Onları Hukuka ya da Ahlâka Aykırı Olarak Sınırlayamaz

Giriş

Özgürlük, bireyin en temel haklarından biridir ve her insanın doğuştan sahip olduğu bir değeri ifade eder. Hem ulusal hem de uluslararası düzeyde kabul gören normlara göre, insanın özgürlüğü, onun kişisel gelişimi ve toplumsal yaşantısındaki etkinliği açısından son derece önemlidir. Ancak, özgürlüklerin sınırsız olması, toplumsal düzenin ve başkalarının haklarının ihlaline yol açabilir. Bu nedenle, özgürlüklerin bir ölçüde sınırlanması, belirli kurallar ve sınırlar çerçevesinde gerçekleştirilmelidir. Türk hukukunda da bu dengeyi sağlamak amacıyla belirli ilkeler benimsenmiştir. “Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz” ifadesi de bu ilkelere dayanır.

Özgürlüklerin Tanımı ve Hukuki Temelleri

Özgürlük, genel olarak bireyin kendi iradesiyle hareket etme hakkı olarak tanımlanır. Bu, bir kişinin istediği şekilde düşünebilmesi, inançlarını serbestçe ifade edebilmesi, özgür bir şekilde toplumsal hayata katılabilmesi gibi pek çok yönü içerir. Hukuki açıdan, özgürlük, anayasalar ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış bir haktır. 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 12. maddesi, her bireyin temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığını belirtir.

Bu bağlamda, özgürlük, yalnızca bireylerin kendi hayatlarını istedikleri gibi şekillendirebilmeleri için değil, aynı zamanda toplumun düzenini ve başkalarının haklarını koruma amacı güder. Özgürlüklerin sınırlarını belirlerken, kişinin haklarıyla birlikte başkalarının haklarının da korunması esastır.

Özgürlüklerin Sınırlanması ve Hukuki Çerçeve

Her ne kadar özgürlükler temel haklar arasında yer alsa da, bu hakların mutlak şekilde kullanılabilmesi mümkün değildir. Toplumun düzeni, başkalarının hakları, kamu güvenliği ve sağlığı gibi sebeplerle özgürlükler belirli durumlarda sınırlanabilir. Ancak bu sınırlamalar, hukuka uygun olmalı ve her durumda belirli sınırlar içinde gerçekleştirilmelidir.

Anayasamızın 13. maddesi, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasını düzenler. Bu maddeye göre, temel hak ve özgürlükler yalnızca Anayasa’da belirtilen sebeplerle ve kanunla sınırlanabilir. Sınırlamanın amacı, başkalarının haklarını ihlal etmemek, toplumsal düzeni korumak ve kamu güvenliğini sağlamaktır. Ancak, sınırlamanın orantılı ve gerekçeli olması gerekir. Bu, bireylerin özgürlüklerinin keyfi olarak kısıtlanamayacağı anlamına gelir.

Özgürlüklerin hukuka aykırı bir şekilde sınırlanması, aynı zamanda ahlaki değerlerle de uyumlu olmalıdır. Örneğin, bir kişinin hakları yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal ahlaka uygun sınırlar içinde kısıtlanabilir. Ahlak, toplumsal normlar ve bireylerin karşılıklı saygı içinde yaşamalarını sağlamak için önemli bir referans noktasıdır. Ancak ahlaki değerlerin dayatılması, kişinin özgürlüğünü ihlal etmemeli ve mutlak bir kısıtlama getirmemelidir.

Ahlâk ve Hukuk Arasındaki İlişki

Ahlâk, toplumun ortak değerleridir ve bireylerin birbirlerine karşı sorumluluklarını belirler. Hukuk ise bu değerlerin bir üst normatif çerçevede düzenlenmesidir. Ancak, her ahlaki değer hukuki bir zorunluluk olarak dayatılamaz. Örneğin, kişisel inanç özgürlüğü ve bireysel tercihler, toplumsal ahlaka aykırı olsa dahi hukuken korunabilir. Ancak, ahlâk kurallarının ihlali, toplumsal huzursuzluk yaratabilir ve toplumda bireylerin özgürlüklerini kullanma biçimlerini etkileyebilir. Bu nedenle, hukukun ahlaki sınırları da dikkate alması gerekebilir, ancak her sınırlama da yalnızca belirli sınırlar dahilinde ve özgürlükleri fazla ihlal etmeden yapılmalıdır.

Özgürlüklerin Vazgeçilemezliği

“Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez” ifadesi, özgürlüklerin bir kişinin iradesiyle dahi sınırsız bir şekilde ortadan kaldırılamayacağını ifade eder. Bu ilke, bireylerin insan onuruna aykırı olabilecek, aşırı yükümlülük altına girmelerini engellemeyi amaçlar. Bir birey, özgürlüğünü bir başkasının çıkarları için ya da toplumsal bir fayda adına tamamen terk edemez. Özellikle baskı altındaki durumlarda, bireylerin özgürlüklerinden feragat etmeleri, onları daha zor bir duruma sokabilir ve insan onuruna zarar verebilir.

Sonuç

Özgürlük, insanların temel haklarından biri olarak, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde büyük öneme sahiptir. Ancak, özgürlüklerin korunması, her zaman toplumsal düzenin ve başkalarının haklarının korunması ile dengelenmelidir. Hukuk, bu dengeyi sağlamak amacıyla özgürlüklerin sınırlarını belirlerken, keyfi ve hukuka aykırı sınırlamalardan kaçınılmalıdır. Aynı şekilde, özgürlüklerin bireysel tercihlerle sınırlandırılması da kabul edilemez. Her birey, özgürlüklerini kullanırken, aynı zamanda toplumsal sorumlulukları da göz önünde bulundurmalıdır.

Uyarı
Web sitemizdeki tüm makaleler ve içeriklerin telif hakkı Av. Yunus Emre ÖZTÜRK'e aittir. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka mecralarda yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.
Sitemizde yer alan içerikler ile ilgili sorumluluk kabul etmemekle birlikte, makalede yer alan bilgiler ile ilgili mevzuatın ve uygulamanın değişme ihtimaline binaen konuyla ilgili tarafımızla iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir