Av. Yunus Emre ÖZTÜRK

Avukatlık Mesleği Yapay Zekaya Emanet Edilemez

Son dönemde kamuoyuna yansıyan ve “vatandaşın yaşadığı hukuki sorunu bir platforma yazması halinde kendisine örnek dilekçe ve yol haritası sunacak bir sistem” fikri, ilk bakışta vatandaşlar için pratik bir kolaylık gibi görünmektedir. Ancak meseleye yüzeysel değil, hukukun temel ilkeleri çerçevesinde bakıldığında, bu yaklaşımın ciddi sakıncalar barındırdığı açıktır.

Öncelikle şunu net olarak ortaya koymak gerekir: Hukuk, şablonlarla yürüyen bir alan değildir. Her somut olay kendi içinde farklıdır; her uyuşmazlık kendine özgü bir değerlendirme gerektirir. “Kira davası”, “nafaka davası” ya da “alacak davası” gibi başlıklar aynı görünse de, bu başlıkların altında yer alan olaylar tamamen farklı hukuki nitelendirmelere, delil yapılarına ve stratejilere ihtiyaç duyar. Bu nedenle standart dilekçe şablonları üzerinden yürütülecek bir sistem, vatandaşın sorununu çözmek yerine çoğu zaman vatandaşın aleyhine sonuç doğurabileceği gibi uyuşmazlığı daha da karmaşık hale getirme riski taşır.

Burada asıl kritik nokta, hukuki bilginin niteliğidir. Hukuki bilgi, yalnızca mevzuatın bilinmesinden ibaret değildir. Bu bilgi; yorum, tecrübe, öngörü ve strateji ile anlam kazanır. Bir dilekçenin doğru yazılması, sadece teknik bir metin oluşturmak değildir; o metnin doğru hukuki zemine oturtulması, doğru taleplerin ileri sürülmesi, doğru zamanda doğru işlemlerin yapılması gerekir. Aksi halde, baştan yapılan bir hata, davanın kaderini doğrudan etkileyebilir.

Tam da bu nedenle hukuk düzeni, savunma faaliyetini belirli bir meslek grubuna, yani avukatlara özgülemiştir. Avukatlık Kanunu uyarınca hukuki yardım, temsil ve savunma yetkisi avukatlara aittir. Çünkü avukat, yalnızca bilgi sunan bir kişi değil; aynı zamanda yaptığı işten dolayı hukuki ve mesleki sorumluluk taşıyan, denetime tabi bir meslek mensubudur.

Oysa önerilen türde bir “vatandaş platformu”, vatandaşın karşısına bir şablon koymakta, fakat o şablonun yanlış uygulanması halinde doğacak sonuçlara ilişkin hiçbir sorumluluk üstlenmemektedir. Bu durum, hukuki güvenlik ilkesini zedeleyebilecek niteliktedir. Vatandaş, doğru yaptığını düşünerek hareket ederken, aslında telafisi güç hatalar yapabilir. Özellikle süreler, yetki, görev, hukuki nitelendirme ve delil sunumu gibi teknik konularda yapılacak küçük bir hata dahi davanın kaybedilmesine yol açabilir.

Diğer yandan, bu tür yaklaşımlar savunma makamının işlevini de dolaylı şekilde zayıflatma potansiyeli taşır. Oysa savunma, yargının üç temel unsurundan biridir ve bu unsurun zayıflaması, doğrudan adil yargılanma hakkını etkiler. Avukatın rolü, yalnızca dilekçe yazmak değildir; süreci yönetmek, riskleri öngörmek, müvekkilin menfaatini koruyacak stratejiyi belirlemek ve gerektiğinde yargı organları karşısında etkin bir savunma yapmaktır. Bu fonksiyonların hiçbirinin bir yazılım sistemi tarafından yerine getirilmesi mümkün değildir.

Burada altı çizilmesi gereken bir başka husus da şudur: Vatandaşın adalete erişimini kolaylaştırmak elbette önemlidir. Ancak bu kolaylaştırma, savunma mekanizmasını devre dışı bırakacak şekilde değil, onu güçlendirecek şekilde olmalıdır. Gerçek anlamda adalete erişim, vatandaşın doğru hukuki desteğe ulaşabilmesi ile mümkündür. Bu destek ise ancak avukatlar aracılığıyla sağlanabilir.

Adalete erişimin gerçekten kolaylaştırılması hedefleniyorsa, öncelikli adım yeni platformlar oluşturmak değil, halihazırda yargının bel kemiğini oluşturan UYAP sisteminin daha işlevsel, hızlı ve kullanıcı dostu hale getirilmesidir. Bugün uygulamada yaşanan yavaşlıklar, sistemsel hatalar, entegrasyon eksiklikleri ve kullanıcı deneyimi sorunları, hem avukatların hem de vatandaşların yargıya etkin erişimini doğrudan zorlaştırmaktadır. Oysa güçlü bir adalet sistemi, öncelikle mevcut altyapının sorunsuz çalışmasına dayanır. UYAP’ın daha stabil, daha hızlı ve daha pratik bir yapıya kavuşturulması; dilekçe sunumundan dosya takibine, tebligat süreçlerinden veri entegrasyonuna kadar tüm aşamalarda ciddi bir iyileşme sağlayacaktır. Bu iyileştirme sağlanmadan, alternatif dijital çözümler üretmeye çalışmak, sorunun kaynağını değil yalnızca görünümünü değiştirmekten öteye geçmeyecektir.

Ezcümle; dilekçe şablonları sunan ya da yönlendirme yapan platformlar, sınırlı ölçüde bilgilendirme aracı olarak değerlendirilebilir. Ancak bunların, avukatlık hizmetinin yerine ikame edilmesi ya da bu yönde bir algı oluşturulması, hem hukuki hem de pratik açıdan ciddi sorunlar doğurur.

Sonuç olarak açıkça ifade etmek gerekir ki: Vatandaşın hukuk karşısındaki tek gerçek kapısı avukattır. Bu kapının yerine başka bir mekanizma koymak, sorunu çözmek bir yana, çoğu zaman daha büyük hak kayıplarına yol açacaktır. Yapay zekâ ve benzeri araçlar, ancak avukatın yanında ve onun denetiminde anlamlıdır; onun yerine geçmesi ise ne hukuken mümkündür ne de fiilen sağlıklı bir sonuç doğurur.

Uyarı
Web sitemizdeki tüm makaleler ve içeriklerin telif hakkı Av. Yunus Emre ÖZTÜRK'e aittir. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka mecralarda yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.
Sitemizde yer alan içerikler ile ilgili sorumluluk kabul etmemekle birlikte, makalede yer alan bilgiler ile ilgili mevzuatın ve uygulamanın değişme ihtimaline binaen konuyla ilgili tarafımızla iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir